- Boş Zamanlarınızda Ne Yaparsınız?


İşsel aktiviteler harici kalan zamanlarınızı nasıl yönettiğinizi merak eden bünyelerin sormaktan çekinmediği bu soruyu kendime soruyorum uzun zamandır. Haftanın 4 iş günü Maya'ya gidiyor olmam, üniversitedeki dersler ve ders dışı uygulama ödevleri, 11+ saat verdiğim özel dersler sonucu boş vaktim yok. Nasıl yok? Bildiğiniz yok işte. Kış bitti, bahar geldi, bahar da bitti yaz geldi şimdi. Ben hiçbir ağaç dikimine gidemedim! Saksıya cherry domates ektim, o da tutmadı zaten (Tolgacım kötü haber). Arkadaşlarımı göremiyorum bir kısmının bana dargın olduğunu hissettiğim halde. Lost'un 5. sezonunun 6. bölümünde kalmıştım en son, onları bile izleyemedim ki daha yapmak istediğim çok şey var.

Yapmak istediğim bütün şeyleri bir arada toplayayım da daha az vaktim gitsin diye düşündüm ve CircusTown'u yarattım. (Buradan sonrası çok acıklı) İstediğim kadar ağaç dikiyorum, sinema salonları, restoranlar açıyor yeni arkadaşlıklar ediniyorum. Biraz daha altın kazanırsam Binicilik Kulübü ve Arjantin Tango kursu da açacağım. Level atladıkça belki deniz ekler, ortasına ıssız bir ada da koyabilirim belli olmaz.

http://www.publicproxyservers.com/ 'dan proxy sitesi seçip, tek tek http://circustown.my-virtual-city.com/ adresini girip kendim bir şeyler için çabalamaktan bıktım ama. Birileri şehrimi keşfetsin ve her gün ziyaret etsin. Bu ziyaretler de bana odun, kömür, petrol, gümüş ve ELMAS olarak geri dönsün. Elmas 30 altın ediyor, lütfen odun kazandırmamaya çalışın.
(İşbu post sadece kendimi acındırarak şehrime turist çekmek içindir. Yoksa bir elim yağda bir elim balda tamam mı? Cherry domatesim de dallandı filan.)

The Circus Is Coming!!


Diğer iki blogumun da açılış notu sirk temalı olduğu için, III. Geleneksel Blog Şenliği'min ilk yazısı da sirkli olsun madem.

Beni tanıyan bir çok kişi sirkleri ne kadar çok sevdiğimi bilir. Sirkler, palyaçolar, akrobatlar, filler, aslan terbiyecileri vs. hep ilgi alanımdadırlar.

İlk tablom bir palyaçodur mesela, manevi değeri çok büyük haliyle. (Maddi değeri de var mıdır hiç bilemeyeceğim sanırım.)

Sonra kuklaları da seviyorum epey. Birçok kuklam var; cadı, kral, nine, prens, korsan, parmak çocuk, palyaço, bilgin, tilki, ördek...

Gelecekte içinde masal ve çocuk hikayeleri yazabileceğim, onların illüstrasyonlarını yapabileceğim ve kuklalarını yontacağım bir atölyem olsun istiyorum. Muhtemelen oranın da adı sirkli bir şey olacak.

Akademik hayatımda bilinçaltı ve hayal gücü çalışmak istiyorum. Ama maalesef ülkemizde olan akademik çalışmalar, yurtdışı kökenli kuramların ülkemize uyarlanmasından öteye geçmiyor. Çocukların kafalarına metal tenekeler takıp onların bilinçaltı süreçlerini gerçekleştirirkenki beyin sinyallerini incelemek istiyorum. Burada kalırsam da 5li zihin modelini müfredata sokma girişimlerinde bulunacağım. O da güzel tabii. Bir başka zaman the respectful mind'dan bahsederim buralarda herhalde.

Şimdilik bu kadar, öptüm.