Kale İçinden Ulusa

İki farklı dünya sanki... Birinde, gri bir hayalet gibi üzerinize üzerinize gelen (ve saçınıza sinmeyi bekleyen) köfte kokusu bulutu karşılıyor sizi. Sonra takım elbiseli "çakal esnaf" tipli bir adam bağırıyor: - tutun öndekini 'HIRSIZ'!!!
ve peşinden koşturan sürüyle adam.
Şaşkın gözlerle etrafa bakan bayram gezmesine çıkmış çocuklar var. Bir yandan babalarına 'bir şey' almaları için ısrar edip annelerinden destek bekliyorlar. (Belki işportadan bir saat yahut pilastik bebek)
Etraf ucuz lokanta dolu, köfte ekmek isteseniz adım başı.. fakat zorla sucuklu tost bulabiliyorsunuz; yarım ekmek 1,5TL.
Gençlik parkı açılmış; çocuklu aileler bayram vesilesiyle akın etmiş, görkemli suyun etrafında dolanıyorlar.
Delikanlılarda saçlar hep aynı model: kısalı uzunlu, jöleyle havalandırlmış.. Pantolonları parlak.
Genç kızlar ise illaki far kullanmayı seviyor; mavi, yeşil.
Tarihi Ruşen Pastanesinde pastalar taze, limonatalar kötü. Yolunu şaşırmış bir iki turist türk kahvesi istiyor.

Diğer tarafta ise cıvıl cıvıl kale içi, restore edilmiş eski Ankara konakları, ufacık mahalle bakkalları, bronz hitit heykelcikleri ve kilim satan dükkanlar. Bayram harçlığı isteyen çocuk rehberler... Topuklu ayakkabılara sinir olan 'sert' merdivenler, eğimler ve bir o kadar da yokuşlar. İnatçı iki insan.. Bayram dolayısıyla kapalı And Cafe...


Pişman mı olsam bilemiyorum canımın sucuklu tost istemiş olmasına. İnatçılığımız bugün yemek konusundaydı, mekan konusunda değildi. Konaklardan birinde Mantı yenebilirdi ilk planda olduğu gibi. Sonra taksiyle yine kaleiçinden uzaklaşılabilirdi izole bir şekilde.
And Cafe'nin açık, Behnan'ın Ankara'da olduğu bir gün daha belki gelinebilir.
Gelecek opera günlerimizden birinde belki yapabiliriz. Şuan için bir şey bilmiyoruz.

0 yorum: