Mavi

Yürüyüş sonrası dinlenmek için kapüşonumu kafama geçirip çimlere uzandığımda yüzüm ile gökyüzü karşılıklı, bakışıyorduk. Orada beyaz bulut yoktu, gri bulut da yoktu... Bulut yoktu... Kocaman bir mavilik, kollarını iki yana açtığından daha büyük. Başımı en ufak bir açı ile eğersem kadraja ancak ağaçların yaprakları girebiliyordu, bazen ise acele uçan bir kuş.
Kulağımda Grey Oceans, düşünüyordum; "bir şey eksik!!!".

Mutluydum,
üstüne huzurluydum da,
ama sanki bir şey bekliyordum.
Tekne ile yanıma gelecek 'kavun içinde dondurma' satıcısını mı? Gökyüzünden kafama düşecek bir roman mı? Altımdan yükselecek yüce bir kiraz ağacının beni göğe çıkarmasını mı? Hepsi olabilirdi... "Bir şey eksik!" diye düşünüyordum.

... derken O'nu gördüm. Adını bilmiyorum, ağız alışkanlığı oğlum diye seslenirken buldum kendimi. Oğul da değildi ya, neyse. Sonra birden içimdeki boşluğun gittiğini farkettim. Gördüklerim beni tatmin etmiş olacak ki o eksik giderildi. Gördüğüm çiçekli elbise giymiş bir köpek kardeşti.
Koşarak yanıma geldi,
kafasını sevdim...


0 yorum: